Ultramodern Klasiklik
Julian TAHOV; kendine özgü stilini yaratma enerde şansa ve yeteneğe sahiptir – öyle ki, hatta kendi projelerinin altına imzasını atma lüzumu bile görmemektedir. Onun iç tasarımları, günümüzde gözde olana deyimle “tapma” ve hatta günümüzde dünya dizaynın bir starı varsa, o hiç kuşkusuz onun adı Julian TAHOV’dur. Kariyerindeki onun yükselişi, Bulgaristan, Sofya’da bulunan ve taşları yerinden oynatan “Sin City” dizaynı ile başlamıştır, artık günümüzde ise onun ünü tüm dünyaya – Avrupa, Asya, Güney Amerika ve Karayıp Adaları olmak üzere - yayılmış bulunmaktadır.
Yoğun Tempoda Çalışmak
Her bir insanın başarısı sadece onun yeteneklerinde değil, ayrıca karakterinde de kodlanmıştır – Tahov’un organizasyon dehalığı, onun sahip olduğu sanatsallıktan sanki daha fazla etkilemektedir. Onun uyguladığı tüm projelerin her bir detayı – mobilyalar, duvar kaplamaları, kornişler, rölyefler, mobilya kaplamaları, döşemeler dâhil – tasarımcının kendi fabrikası olan ve 100.000 m² yüzölçümlü alan sahip modern üretim tesisleri imal edilmektedir. Sahibi olduğu kendi üretim tesisleri sayesinde Tahov, üstelik mükemmel bir kaliteyle üretilmiş devasa taahhütleri inanılmaz kısa bir sürede uygulamasına imkân sunmaktadır. Örneğin, 1.000,00 m² yüzölçümlü “Sin City” eğlence merkezi sadece iki ay içinde, “Eight Wonder” (400,00 m²) – 16 günde, Bansko şehrinde bulunan “Nay Club” (400,00 m²) ise - sadece 19 günde tamamlanmıştır.
Klasik Biliminin Başka Deyimi…
Tahov stiline özgü ve on modern kulüp ve restoranlardan bilinen detaylar, onun 1.300 m ² yüzölçümlü Bulgaristan ofisinde hemen gözlerden kaçmamaktadır. Burada bir alanın öngörülen amacı doğrultusunda çözüme kavuşturulan ve onun sakini kişinin ruhu ve zevkiyle uyumlu olması gözler önüne açıkça serilmektedir.
Eski Yunanlı meanderleri, Rönesans tabloları, çizgiler; insanın doyumu olmadığı favori elemanlardır.
“Sanatın var olduğu iç tasarımlardan hoşlanıyorum. Bulgaristan ofisim bir standart dışıdır, orada her şey ta bir soğukluk havasına kadar düzenlenmiş, tamamen sadeleştirilmiş değildir, aslında daha fazlası Klasik Dönemini bir ihtişamlı savurganlık bir villayı çağrıştırmaktadır. Bir ruha sahip, her birisinin kendi özgü bir akse sahip olmasına rağmen, bir uyum içinde bulunan detaylarla dolup taşan bir alandan hoşlanıyorum aslında. Kemerler, devasa pencereler, oval bar, empore, yuvarlak duvarlar – tüm bunlar, dörtgen şeklindeki alanın köşelerini hareketlendirmektedir aslında. Quadra ile süslü klasik bir tavan, modern malzemelerle – Venge rengi tahta kaplama ve alüminyum ile kaplanarak - yeni bir anlam kazandırılarak, eğer kırmızı aksamlarla bir canlılık kazanmadığı takdirde, oldukça kaba ve soğuk görünecektir.”
“Bu oyun, biraz tehlikeli olmasına rağmen, burada abartılı sayılamazdır. Ben, tehlikeli bölgelere dalış yapmayı seven, hatta uçurumun ta son noktasına kadar uzanmayı seven biriyim.”
Savurganlık ve Ruhun Özgürlüğü…
Ofisi hem savurganlığı andıran, hem çok unsurlu, aynı zamanda da hiç abartılı şekilde görünmemektedir. Tam tersine – o şok ferah ev rahatça nefes almaktadır. Her şey çok iyi ayarlı, dengelidir – tek bir sözle, bir uyum, bir harmoniye sahiptir kendisi. Havasında; asillik, maneviyat, klasik lüks, aşırı bir ışıklı ve hava duygusunu çağrıştıran bir ihtişamlık vardır aslında. Tüm bunlar, insana ilham veren bir güzelliğe dalmış, ayrıcalık bir hissine kapılmaması mümkün değildir!
“Her bir alan kompozisyonu, bir önemle belirtiye sahip olmalıdır! – diyor yaratıcı ve burada bu Rafaello’nun “Atina Ekolü”dür.”
Geceleri bu tablo; “ay” türü spot lambalarıyla, ayrıca Yunan frizi ve alanın her bir değir bölgesiyle ayırt edilmiştir. “İç tasarımları, geceleri daha güzel görünmektedirler, çünkü onlar, suni aydınlatmayla daha başarılı şekilde modellenirler. Tavanın tamamı da yine küçücük ay süsleriyle donatılıdır ve eğer benim daha fazla göstermeliğe ihtiyaç duyduğumda – tümünü aydınlatmaktayım.”
Tavandaki aynalar, alanı hareketlendirerek, daha alt kısımlarının hacmini yükseltmektedirler. Ofis aslında, tüm proje ekibi için öngörülen, toplam dört katlı bir binadır ve eğer giriş katından yukarıya doğru yola çıkıldığında, yaratıcının zaman içindeki gelişmeni takip etmeniz mümkündür. Aşağıdaki sıvalar taştan, frizler – eski Mısırlılardan, girişte ise – Achilles’in kalkanı asılıdır. Yukarıya doğru duvarlar– yumuşacık, sıcacık ve el yapımı olan zarif kaplama - deri ile giydirilmiştir.
Her Şey “Hand Made” Yapımıdır
“Uyguladığımız her şey “hand made” etiketini taşımaktadır. Lüks olabilmesi için, ılımlı bir savurganlık gerekir. Bu, kullandığımız malzemelerde de hissedilmektedir – onun işlenişinde ne kadar daha fazla emek verildiyse, o kadar onlar yaratıcılarının ellerinden daha fazla ruh ile emilidir. Burada bir gram dahi hazır malzeme yoktur, mağazadan alınan hatta bir fırça saten boya bile yoktur… Her şey, tamamen el yapımı fabrikada üretilmiştir ve daha sonra da monte edilmiştir. İşte, karşınızdaki masanın bile, onun kaplama tahtasının kalınlığını belirten bir friz vardır.”
Dekorasyon frizleri duvarların içinden bile geçiş yapmaktadırlar ve tıpkı Klasisizmde olduğu gibi, alanın üst kısmını alt kısmından ayrıt etmektedir.
Alan Tıpkı Bir Tablo Gibi Tasarımlanmaktadır…
“Klasik elemanları; tıpkı bir ressamın tablosunu renklerle modelleştiren bir titreşim, bölümlenme ve yapı gibi uygulamaktayım. Hacimler, hatlar ve renkler, tasarımcının yaratıcılık dilidir aslında. Örneğin, her bir hacim kendi bir keyfiyetini taşımaktadır. Yuvarlak şekiller ve yumuşacık eğri hatlar, bir sükûnet ve yumuşaklık katarlar. Bunlar, onların renk gamalarına da bağlıdır – dinamik için aşırı kontrastlar; derinlik için ise – aynı renkte olan farklı malzemelerden yararlanmaktayım. Örneğin oval duvar kahverengidir, fakat onu dikkatle baktığınızda; onun ahşap ve deri ile uygulanan bir çizgi olduğu göreceksiniz. Hacim; bir bütünlükte kalmasına rağmen, derinliğinde bir titreşime sahiptir, böylece bıkkınlık ve banallikten de kaçınılmış olmaktayız.”
